MAJI 16 – Haziran 2010

 

Slackbaba

Roportaj ve Çeviri: Elif Sezer-Daley ( UK )

Slackbaba İngiliz yeni kuşak psy müzisyenlerinin, adı en önce akla gelenleriden. İngiliz ve enternasyonel psy dinleyicisi kendisine free partilerden, festivallerden ve gece klüplerinden aşina. Her ne kadar solo olarak yaptığı yalnızca iki albümü olsa da bir çok compilation’da çalışmalarını görmek mümkün.  90’ların sonlarından  beri ortalarda kendisi, çaba harcamaksızın değişik müzik türlerini karıştırıp  kendi psychedelic çorbasını yapıyor. Psychedelic partilere sihir ve renk serpiştiriyor müziğiyle. Majimag kendisini  Ingiltere Brighton’da, studyosunda buldu ve sordu:

 

MAJI:Müzik kariyeriniz nasıl ve ne zaman başladı, nasıl bulaştınız bu işlere?

 

Slackbaba: Müzikle oldukça uzun yıllardan beri uğraşıyorum, önce gençlik yıllarımda bir kaç grupta bas çaldım,  sonra da elektronik müzik yapma işlerine girdim.  Eskiden Brighton ve çevresindeki free partilerde psy-trance DJ’ligi yapıyordum. Tabii bu  yıllar önceydi, vinyl günleri… Slackbaba olarak ilk canlı setim 2002’de, Ingiltere’de inanılmaz bir Liquid partisindeydi. Başkalarının müziğinin DJ’liğini yapmak yerine kendi müziğimi çalabilmek  müthiş bir duyguydu..

 

MAJI:Peki kimlerden etkilendiniz?

 

Slackbaba:Yeni müzikten hep etkileniyorum ve geniş bir kapsamda,  değişik türleri dinlemeyi, seviyorum. Geçen Yıllar boyunca en etkilendiğim müzisyenler The Orb, Future Sound Of London, Eat Static ve System 7’dan Aphex Twin, Squarepusher ve Coldcut gibi isimlere kadar geniş bir doğrultuda akıp  gidiyor,. Oldukça uzun yıllar boyunca  psy-trance’a büyük bir düşkünlüğüm oldu ve eski Koxbox ile Hallucinogen benzeri şeyler kulağıma hala çok hoş geliyor. Shpongle’in ilk albümü sessel olarak  müzik adına gerçekten büyük bir adım, aynı zamanda Gaudi’nin yaptıkları da çıtanın en üstünde. Son zamanlarda Dubstep dunyasından da pek çok hoş şey geliyor kulağıma, breaks ve elektro tarzlarını da seviyorum.

 

MAJI:Slackbaba adı nereden geliyor?

 

Slackbaba: İsim şaka gibi bir şey aslında. Slack bölümü ‘gevşek’ ya da ‘tembel’  olarak anlaşılabilir sanırım, ama ben ‘slack’in  ‘The Church of The Sub Genius’in tanımlaması olan, özde ‘kişinin özgür iradesi’ anlamında kullanılmasını tercih ediyorum.  Buradaki düşünce, ‘hepimiz özgür doğuyoruz ve bu elimizden içinde bizi yönetenler ya da yönetmeye çalısanların  parmagının olduğu büyük bir komplonun parcası olarak alınıyor’. Baba’lar da Hindistan’daki din adamları bilindiği gibi. Pek çok hippie de Hindistana gidip kendilerini baba sanıyorlar işte böyle, sırf dreadlocklari var ve sigara içmeyi seviyorlar diye, ben de dahil.   Hafiften dokundurmalı bir şaka yani.

 

MAJI:Yaptığınız müzik son derece kendine özgü bir türlerin birleşimine benziyor. Nasıl tanımlıyorsunuz bu müziği?

 

Slackbaba:Yaptığım müzik aslında sadece kafamda studyoda  o anda ne kaynayıp demleniyorsa o oluyor. Kesinlikle psychedelic müzik, ama üzerinde breakbeats’den dubstep’e, Reggae’den etnik müziğe, geniş bir alanın  etkisi var. Slackbaba adı altında çıkan herşeyin, mümkün olduğunca sadece yaratıcılığın dışa vurumundan ibaret olmasını  tercih ediyorum. Bu nedenle kategorilendirmesi zorlaşıyor, benim için bile.

 

MAJI:Müziğinizin sizi nereye götürmesini istiyorsunuz? Müziğinizle ulaşmaya cabaladığınız bir hedef var mı?

 

Slackbaba:İnsanların müzik aracılığıyla iyi zaman geçirmelerini sağlayabilmeye devam edebilmeyi gerçekten çok istiyorum. Bugünlerde dünyada ihtiyaç olan pozitif birşeylerin oluyor olması, bu nedenle sadece hoş titreşimler yaymaya çalısmak istiyorum elimden geldiğince... Şu sıralar beni gerçekten heyecanlandıran pek çok yeni material var üzerinde çalıştığım, umarım dünya çevresinde daha başka kulaklara da ulaşacak.

 

MAJI:Wii’nin Hottest Party 2 oyununda bir Slackbaba parçası olduğunu duyduk. Duruşu sizin kadar marjinal olan bir muzisyenin Kylie, Michael Jackson gibi popular müzisyenlerle aynı bilgisayar oyununa müzik yapmış oluşuna ne demek lazım?

 

Slackbaba:Bu kadar bilinen bir bilgisayar oyununda oluşu müthiş bir duygu benim için. System 7 ile yapılan Scramble adlı ortaklaşa bir calışmaydı, psy trance türünde. Dünyanın pek çok yerinde ailelerin oturma odalarında bu müzikle dansetmeye çalıştıklarını gözümün önüne getirmek beni güldürüyor. Daha geniş bir kitleye ulaşabilmek hoş  bu bilgisayar oyunu  sayesinde.

 

MAJI:En aklınızda kalan performanslarınız hangileri?

 

Slackbaba:Dünyanın çeşitli yerlerinde  unutulması benim için mümkün olmayan bir çok değişik etkinlikte çalma şansım oldu. ilk aklıma gelenleri, Japonya’da Nagisa Festivali’nde System 7 ile headline olarak çalmaktı. İnanılmaz bir izleyici vardı. Ikinci olarak aklıma gelen, Eat Static, Orb ve System 7’la Londra’da  aynı sahneyi paylaştığım büyük bir gösteri. Sanırım kendimi şanslı saymalıyım, Sphongle, OTT, Gaudi gibi pek çok müzisyenle, arka arkaya çalma firsatım da oldu... Glastonbury’de çalmak olağan üstüydü. Ama aslında parçası olduğum her etkinliği çok özel buldum.

 

MAJI:Türkiye’de Soulclipse’te çaldığınızı hatırlıyoruz. Nasıl bir deneyimdi sizin için?

 

Slackbaba:Soulclipse  tam anlamıyla müthişti!. Günes tutulması tümüyle büyüleyiciydi. Biz büyük bir grup olarak gelmiştik ingiltere’den. Hepimiz çok iyi vakit geçirdik. İlk albümümü yeni tamamlamıştım ve tümünü ilk kez orada canlı olarak  çaldım. Yani benim için her yönüyle unutulamayacak bir set idi.

 

MAJI:Dünya genelindeki psychedelic ortamlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Slackbaba:Dünya genelindeki psychedelic ortamlarını muhteşem buluyorum. Büyük bir aileye benziyor,  bir kabile hissiyati ve tutumu var. Yıllardır, dünyanın çeşitli yerlerinde pek çok festivalde bulundum,  herkes  gerçekten çok olumlu, coşkulu ve birey oluşlarının farkındalığında ve bunun tadını en iyi şekilde  çıkarıyorlar.

 

MAJI:Peki sırada başka ne var? Planladığınız yeni projeler var mı?

 

Slackbaba:Son albümü tamamladığımdan beri yeni materyal üzerinde  çalışıyorum, gidişatı beni çok heyecanlandırıyor. Ortak yapımlara da devam etmeyi istiyorum. System 7 ile çalışmak son derece keyifliydi, onlarla ikinci bir ortak çalışma yapabilmeyi cok isterdim bu yakınlarda... Son albümümde Atomic Drop’la yaptığım bir parça var. Yapım aşamasında çok eğlendik, ileride tekrar beraber  çalışmayı isterdim. Tabii bir de ESD ile yapmaya devam ettiğimiz çalışmalar var. Bunlar dışında yeni bir psytrance projesi üzerine çalışıyorum, Double Helix, Liquid Records’dan Jeremy ile birlikte, yeni bir çıkış yapacağız yakında.

 

MAJI:Bu güzel röportaj için çok teşekkür ederiz. Başarılar dileriz.

 

Slackbaba:Bu ortam için yaptıklarınızı görmek çok hoş. Türkiye’ye yakınlarda tekrar gelmeyi iple çekiyorum,  Sizlerle ve Türk dinleyicisiyle tekrar buluşmayı cok isterim. Roportaj icin cok tesekkurler.

“Özgürlüğe doğru bir milim olsun ilerleyebilmek istiyorsak, dünya vizyonumuzu ters yüz etmemiz gerekir. Bu muazzam bir çaba  alacaktır. Buna rağmen, daha büyük  bir mutluluk yoktur. Benliğinin sonsuzluğunda fethedeceğin bu bir milim, olaylar dünyasındaki okyanusları yutabilir.

 

dreamer