MAJI 19 – Ağustos 2011

 

Magic Of Animals

Yazı: Suna Baykam Waraich

İnsanlar dinlediği bir müziği bile derinden anlamak ve hissetmek için müzik notaları arasına gizlenen hayvan seslerini bile deşifre eden profesyonel bir kulağa sahiptirler. Beyinlerimizde yer alan resimlerin ilki çok bağıran renklerde oluşur ki biz bundan esinlenir ve çok fazla hoşlanırız.Birden fazla aynı resme bakıldığında renkleri daha soluk ve deşifreden geçmiş bir altyapı oluşur bu seferde. Dikkat ederseniz bir fotoğrafın tamamını incelendiğinde yüzeydeki doku kendiliğinden değişir. Ve doğal tabiat değişir, içerisindeki insan anlamlanır. İşte hayvanları da incelediğiniz zaman doğal tabiatları içesinde aynen buna benzer durumlar başlar. Bir iguanayı örnek alalım. İguananın renkli sert vücut yüzeyi, dikenli sırtı ve gözleri… Bulunduğu iklim gereği eğer yakalamayı başarırsak inceleme keyfi de yaşarız. Dünyada mümkün olamayacak bir yolculuk olurdu ormanda iguana görmeyi umudetmek. Olsun benim söyleyeceklerim için gerçeğine gerek yok :)  Hayal etmeniz bile aklınızdan geçirdiniz demektir. İşte o resmi unutmayın. Bütün cevher o hayal ettiğiniz resimde saklı. Anlatmak istediğim buydu. Beyin gücü herşeyi araştırır, inceler,seçer,renklendirir... Doğal olamayan insanlar doğa ile ilgilenmekten pek hoşlanırlar. Hayvansal boyuttaki insanlar ise kocaman bir fil yemiş gibi dururlar bence. Yenilmeye hazır inekler ise Hindistan'a kaçmış olabilirler.:) Orada kutsal olduklarından.İnsanlar esin kaynağı bulmak amacıyla doğa ve hayvanları kullanırlar. Hayvanların ilhamı her yönden çok etkili gelir bizlere. Onları sevmek, bakışlarını anlamak, eğitmek ve duygularına alışabilmek insana bir üst boyutta yetenek vermektedir. Hayvansal büyüler içeren o canlılar sadece konuşamamaktan ötürü insanlardan ayrışırlar ne yazık ki...Saflık derecesi arttırılmış insanlar vahşi bir atın karşısında neler yapar kimbilir ki. İşte bu yüzden ben Amazon'da değil Amazon.com'dan belgeseller bölümünde geziniyorum. İlgilendiğim her profesyonel resim bana birşey katar. Pychedelic resimleri ve mantra ve yantraları 45 dakika incelerim. Kendi anlamımı verene kadar epey düşünürüm. Aslında hemen anlarım da. Bu vazgeçilmez bir hobi.

 

Hindistan'da yaşadığım süre boyunca daha önceden bilmediğim bir şeye tanık oldum.Kutsal hayvanlar idi bunlar yani inekler.Demek ki hayvanlara tapınmak diye birşey var. Yani kedi'ye, kuş'a , aslan'a, at'a , fil'e burada sevgi beslemem bir anlamda tapınma gibi oluyormuş. Yani ben çıldırmış olmalıyım.:)Onları sevmeye vakit ayırmak başlı başına bir uğraş. Eğitmek ise hayli zor çünkü biz insanlar değişik karakterlere sahibiz ama hayvanlar bir tek. Yaşam... Hayat onlar için yeterince doğal zaten.Dünyaları karmaşık değil pek. Ben birçok hayvan severim , o ise bir tek beni... O sağlığından şüphe etmez ben kist aşısı olurum. Ben müzik dinlerim o benim müzik dinleyişimi. O yemek bekler ben yaparım. En güzeli belleğimize onların resimlerinden birçok resim yüklemek.Ve bu resimleri düşünerek yavaşça açmak.Ben yeşil mi yeşil bir ormandan , uzun mu uzun yaprakların arasından akan bir nehir kenarında su içen dünyanın en güzel hayvanı hangisi ise onu hayal eder beklerim. Doğallıkların sona yaklaşması ve yanlış yorumlanması bence çok yanlış. Sentetik tadı veren müziklerin doğallıktan uzaklaşmasının nedeni ise çöpe atılacak bir sürü yeni ses üretmeklerinden kaynaklandığını düşünüyorum.Müzikte ahenk genelde dünyadaki seslerin uyumundan başlayarak sonsuz bir aşka dönüşen ezgilerle son bulur. Doğanın sonsuz sesleri biraz üzerinde oynanarak verimli bir hale getirilir. Herkesin işi farklıdır. Ben sonuna kadar hayvanların bizimle iletişime geçip öğrendikleri konusunda başklarıyla hemfikirim.Zaten çok güzeller: arılar, karıncalar, böcekler bile...Hayvanları taklit etmek için kürkler,paltolar, rengarenk bluzlar, hırkalar yaratan markalar da yine hayvansal içgüdülerinin bize geçmesini istememişler midir? NO FURE diye bağıran pankartlar da cabası. Bence en güzeli onların dünyasını kendilerine bağışlayarak çevre düzenini ve dengesini bozmamaktır. Bir müziğin içerine kadar işleyecek derecede sessiz kaldığını düşündümüz hayvanlarımız , çok gürültülü bir hayatta yaşamıyorlar mı? Bizler o zaman seslilik ile sessizliği karıştırmamalıyız. Hayvanların büyülü dünyası ve doğal halleri insanları etkilemekten ve taklit edilmekten alıkonamadı. Doğal yollar izleyen hayvanlar , yeteri kadar medeni hareketler yapamasa da kendi nevi şahsına münhasır tutumlarıyla ve kendine özgü sesleriyle insanların hayranlığını kazanmışlardır. Greenpeace üyelerinin bazen telaşlı bazen de sakin tutumlarından aldığımız haberlere göre dünya olarak insan ve iş dünyası yanı sıra suçsuz ve günahsız hayvanların da bizim kadar uzun yaşaması için yardım etmeliyiz.

“Özgürlüğe doğru bir milim olsun ilerleyebilmek istiyorsak, dünya vizyonumuzu ters yüz etmemiz gerekir. Bu muazzam bir çaba  alacaktır. Buna rağmen, daha büyük  bir mutluluk yoktur. Benliğinin sonsuzluğunda fethedeceğin bu bir milim, olaylar dünyasındaki okyanusları yutabilir.

 

dreamer