MAJI 02 – Ocak 2008

Dj Kodomo

 

MAJI - Kodomo ne anlama geliyor? Neden dj'likteki yerin(varlığın )için bu ismi seçtin?

 

Kodomo japonca cocuk anlamına geliyor, esin kaynağı aslında Miyazaki’nin evrenindeki kodamalardı, ben önce bir yanlış algılama ile sonradanda Miyazaki ninde aynı noktadan esinlendiğini öğrendiğimde bir değişiklik yapmak istemeyerek bu ismi kullandım. Güzel duyuluyor ve güzel bir anlamı var, bu yüzden kullanıyorum.

 

MAJI - Dj'liğe ne zaman başladın? özgeçmişinden kısaca bahseder misin?

 

Dj liğe tam olarak ne zaman başladığımı bilemiyorum sanırım 2. kızılcahamam partisi idi. Küçüklüğümden beri müzikle ilgiliyimdir, önce bir dinleyici olarak, sonra bir davulcu olarak, ardından dj olarak. Böyle bir süreç oldu ama küçüklüğümden beri psychedelic müzik dinledim. Atom Heart Mother la uyuduğumu hatırlarım çocukluğumda. Elektronik müzik ile ya da elektronik dans müziği ile gerçek tanışmam ise Prodigy ile olmuştur, öncesinde çevremde dinleyenlerden dolayı bilsemde, 97 de konserde ara vermeden dansedip kendimden geçince anlamıştım ne olduğunu! Dans müziğini dansetmeden anlamak bence olanaksız.

 

MAJI - Çaldığın müzik tarzını biraz yorumlar mısın?

 

Psychedelic muzik çalıyorum, partilerde genelde daha hızlı ve dans edilebilir, arkadaş arasında ambient, rock, breakbeat ya da dub. Jefferson Airplane “feed your head” dedi, bende elimden geldiği kadar yapıyorum işte.

 

MAJI - İlk kez nerede çaldın ve nasıldı?

 

İlk goa/psytrance çalışım sanırım Kızılcahamam yakınlarında Işık dağı eteklerinde bir açık hava partisinde idi, muhteşemdi, o zaman pek kimse yoktu, böyle bir partide arkadaş arasından 10-15 kişi olurdu ama harika bir enerji vardı. Aynı yerde daha öncesinde daha kalabalık yaptığımız bir partide sabah canlı psychedelic rock, akşam elektronik ve gecede Erol yani Azgan goatrance çalmıştı, ondan önce dinlerdim ama bu şarkıların ne için yapıldığını da yine aynı yerde anlamıştım.

 

MAJI - Türkiye'de psychedelic oluşum hakkında ne düşünüyorsun? Sence nasıl yaşıyor bu kültür Türkiye'de ?

 

Türkiye 60 ların sonu ve dünyadan farklı olarak 70 lerde yoğun olarak yaşamış, ve 90 lar sonunda tekrar yükselip şimdi yeniden yeryüzüne çıkmış durumda. Muhteviyatı itibarı ile asla popüler olmayacak bir kültür. Türkiyedeki oluşum ailevi bir oluşum, yakın ve içten, Avrupa nın çoktan kaybettiği şeylere sahibiz, ben seviyorum dağlarda, taşlarda buluştuğum bu aileyi. Paylaşmayı seven ve isteyen insanlarız, ama bazıları alıştığı gibi bir yere gidip hizmet edilmeyi bekliyor, bu işin özü bizim kimse tarafından eğlendirilme, yönlendirilme ihtiyacımızın olmadığını bilmemiz, ve istediğimiz yerlerde, istediğimiz şekilde, istediğimizi hep birlikte yapabilmemizdir zaten. Bu da hala Türkiyede olabiliyor, inanın bana dünyada çok az yerde olan birşey bu.

 

MAJI - Dünya'daki psy-trance kültüründe Türkiye'nin hem müzikal hem de kültürel açıdan yeri nedir, ne düşünüyorsun bu konuda?

 

Türkiyede ekonomik ve toplumsal yapı sebebi ile, bu işe gönül verip hayatını geçirebilecek cesarette ve kabileyette olmak çok zor. Durum böyle olunca yarı zamanlı bir eğlence halinde işler hep amatör kalıyor. Ben isterdimki hem profesyonel bir tarafı olsun, buradan, dekor sanatçıları, müzk yapan prodüktörler ve dj ler para kazansın ve böylece bu işe konsantre olabilip daha iyi işler yapsın. Hemde yeraltı tarafı olsun, yine bağımsız partiler, buluşmalar yapsın, insanlar özgürce bu işin özünü tatsın.

 

MAJI - Müzik ve ambiyans bakımından en çok keyif aldığın etkinlikten biraz bahseder misin? Neredeydi,nasıldı?

 

Birincisi benim hayatımı değiştiren bahsettiğim Kızılcahamam’daki ilk partimizdi, insanlar mekana geldiğinde gerçekten herkesten ve herşeyden bağımsız bu şekilde kendimizi eğlendirebileceğimizi görüğünde gerçekten çok şaşırmıştı, bir çoğumuzun hayatını değiştirmiştir bu anlamda. Biz ses sistemimizi 97 de almıştık ama hakkınız vermemiz ancak o partide mümkün olmuştur. 80 kişi civarında, ağaçların arasında, yüzünden gülümseme eksik olmayan insanlar orada kendinden geçmişti.

 

En çok etkilendiğim ikinci parti ise 2003 yılında Sahara çölündeki bir parti idi, onu kelimlerle anlatmam olanaksız, çok küçük bir parti idi, ama dünyanın her yerinden insan vardı, gerçekten gece bir ara baktım ve Olli nin Space Tribe ismini niye seçtiğini çok iyi anladım. Hayatımda görüğüm en yüksek, en renkli, en hareketli ve en özgür kabile bu idi. Herkes dansediyor, o hoparlör geliyor bu gidiyor, biri karavandan bir minik lazer bulmus onu tutuyor, öbürleri görünsün diye kum atıyor lazer ışınına, inanılmaz bir müzik var ortada, develerin üstünde Toureg ler dansediyor, japon kızlar kimonoların içinde çay hazırlıyor, gökyüzünde sonsuz yıldız göz kırpıyor, size ancak bu kadar ipucu verebilirim sanırım.

 

MAJI - Bugüne kadar yaptığın veya içinde bulunduğun prodüksiyonlar hangileri ?

 

Dediğim gibi rock zamanlarından Psyche diye bir grubum vardı, o zamanlar Roxy de filan ödül almıştık, neredeyse albüm aşamasında idik. Battle of bands de yine 3. olmuştuk, o grupla parçalarımız vardı, sonradan bir alternatif rock grubunda çaldım bir demo ep de. Elektronik olarak, evde yaptığımız parçalar var, öğreniyorum yıllardır proüksiyonun aşamalarını, sanırım istediğim gibi işler yapmaya başlamama çok fazla kalmadı. Bir ep hayalim var bakalım Taurus Babas olarak,  Murat yani Psytombi ile. İki tane parçamız olacak, bir parçamızında OTT tarafından dub remix i olacak, OTT la konuştuk ve o da ok dedi, ama bunu ne zamana yetiştirebileceğiz bilemiyorum.

 

MAJI - Beğendiğin, Djler ve prodüktörler kimler ?

 

Simon Posford, Sean Williams, OTT, Nick Doof, Benji Vaughn, Green Nuns, Cosmosis, Orion, Prana ve benzeri sizinde bildiğiniz çoğu Goatrance prodüktörleri. Ama tek sıkıntım uzun zamandır kafamdaki gibi birşey çıkmaması, psychedelic müzik yapmaya karar vermemde bu sebepden zaten, kafamdaki gibi bir şey olmaması.

 

MAJI - Sevdiğin ve gittiğin,  keyif aldığın mekanlar (club)?

 

Pek club sevmem, işte arada sırada Saklıkent e gidebiliyorum. Benim pek club kültürüm yoktur, en fazla görmeye gitmişimdir bir kaçını.

 

MAJI - Ne tür ekipmanlar kullanıyorsun? Tercih ettiğin bir ekipman var mı?

 

Prodüksiyonda bir çok ekipman var, analog ve dijital dünyayı harmanlamaya çalışıyorum. Sequencer ı dijital tutup ses kaynaklarımı analog yapma amacım var, gerçi virtual analog synth lerimde var ama yoğunluğu analog ekipmana vermek niyetindeyim. Burada şimdi liste gibi yazmam kimseye bir yarar sağlamaz sanırım. Önemli olan çalışma, ben bunu anladım, hayatta herhangi bir şeyi başarmanın tek yolu o işi yapmak bu kadar. Ekipman filan bunun çok ardından geliyor.

 

MAJI - Birazda Yeni projelerinden bahseder misin?

 

Şu anda Taurus Babas ın bahsettiğim single ını çıkarmak ve birde canlı psychedelic happening projeleri var. Enlightenment Underground diye bir grup kurduk. Gitar ve üflemelilerde Murat var, ben drum machine, synthler ve mixer ve sequencer ın başında olacağım, yine eski rock grubumuzdaki synthesizer cımız Selçuk da yine synth lerin başında olacak. Aynı zamanda canlı visuallar olacak, böyle bir happening düşünüyoruz, FSOL un Lifeforms albümünü dinleyip bir fikir edinebilirsiniz, en aykın ilişki kuarbildiğim müzk bu ama yine de çok farklı canlı ve oldukça kopuk bir deney şeklinde olacak. Sanırım partiye onlarca synth ile gelip, acaip sesler ve görüntüler senfonisi gibi birşey yapmaya çalışacağız.

 

MAJI - DJlik kariyerin açısından Ne tip hedeflerin var?

 

Dj likteki tek hedefim, çaldığım her partide benim bir zamanlar yaşadığım ve tarif edemediğim o şeyi dansedenlere yaşatmak, başka hiç bir hedefim yok.

 

MAJI - Kapalı mekanlarda çalarken de kendini açık havada,doğanın ortasında olduğu kadar özgür ve rahat hissediyor musun?Yoksa her durumda doğa içinde olmayı mı tercih edersin? Goa Trance'ın doğayla olan bütünleşmesini bir Dj olarak nasıl yorumlarsın ?

 

Kapalı mekanlarla, açık mekanları karşılaştırmak zor, her zaman oyum açık havadan yana olacaktır, ama sırf açık hava diye manasız bir organizatorun 100 liralik partisinden ise, iyi niyetli insanların fabrikada verdiği partide çalmayı tercih ederim. Goa nin doğayla bütünleşmesi sanırım, bizim doğa ile daha keyifle ve akıcı bir şekilde bütünleşmemiz ile ilgili. Gümbür gümbür psytrance eşliğinde tüm gece delier gibi dansetmiş ve kimbilir ne maceralar yaşamışsın, sabah oluyor, ve güneş doğuyor, herkes birbirine gülümsüyor, hep birlikte başardık(neyi acaba), güneşi görüyorsun, tiz frekanslarda bir melodi herkesi bir sağa bir sola ritmik bir şekilde taşıyor, gözü yaşaranlar, kalakalanlar, zafer nidaları atanlar, bunu dünyanın hiçbir klubü, hiç bir kapalı mekanı bana yaşatamaz.

 

MAJI - Bildiğin gibi goa trance dinlerken kişi birçok deneyim kazanıyor. Diğer müziklerde olduğu gibi öylesine dinlemek sözkonusu değil, goa trance, fanatikleri için macera ve değişim demek; Partilerde, insanlar bu değişimleri neredeyse ortak bir bilinçle , beraberce yaşıyorlar. Sence goa trance dj'leri bu noktada nasıl bir rol oynuyorlar?

 

Sanırım bu bahsettiğin şey dj ler 1.30 ya da 2 saatlik bilmem ne bpm inde setler çalmadan önce idi. Şimdi birçok insan bpm e, ses kalitesine ve tekniğe önem veriyor. Bunlar halbuki birer araçtı, şimdi amaç oldu, keşke her ikisini birden yapanlar olsa, ZEN-G mesela bu konuda iyi, güzel ve akıcı bir teknik ve iyi bir ses ile, hikayesi olan set ler çalıyor. Ben çalarken tamamen o andaki kafamdaki hikayeyi yaşarım, bu esnada bpm ler, onlar bunlar kalmaz, kendimce kullandığım aletlerle, seslerle bir olur devinirim, ama işte bu noktada kimilerini mesajı iletemeyebilirsiniz, çünkü onların beklentileri farklıdır. Mesajı alabilenlerle ise büyük bir maceraya yelken açarım, güzel yerler, zor ve karanlık yerler, derken bir ışık, tanıdık bir ses, son çılgınca devinim  ve en son zafer, genelde böyle olur, tabi bu aslında psychedelic trip in kendi akışıdır bana göre, bu şekilde var olan kimliğinizden sıyrılır, ölür, yeniden bir olarak ışığa doğarsınız, ve malesef aynı süratle tekrar kirlenmeye başlarsınız. Son kısım set bittikten sonra başlar ama

 

MAJI - Goa trance, partiler..,  bu kültür giderek yaygınlaşıyor. Partilere katılmak çoğumuz için bir serüvene dönüşüyor. Ve bu serüvenler her zaman tatminkar olmuyor hem müzikalite hemde organizasyon açısından. Sence hem djler hemde organizatörler nelere dikkat etmeli ?

 

İyi niyetli olacaksın ve neler lazım baştan düşüneceksin. En önemlisi nasıl insanlar gelicek,  parti gelen insanlardır, ne ses sistemidir, ne de ışık, partiyi parti yapan kitledir. İşte o kitleyi çok iyi kestirip ona göre hazırlanmalılar. Bende krıstal berraklığında bir ses siteminde çalmak/dansetmek isterim ama şöyle dönüp baktığımda hayatımdaki en iyi partilerim, en iyi fiziki organizasyonlarda olmadi, en iyi enerjisi olan organizasyonlarda oldu. Bu ikisinin birleştiği partide olmak çok isterim.

 

MAJI e-mag hakkındaki yorumlarını almak isteriz...Yukarıda bir yerde bahsettiğim cesarete ve kabiliyete sahip insanlar mesela sizlersiniz, tebrik ederim, yaptığınız işler benim için altın değerinde, umarım başarılı ve huzurlu olursunuz, derginizi istediğiniz yönde devam ettirirsiniz. Sanırım basılı olmasını isteyenler var am bunlar tabi bambaşka işler, belki basılı versiyonu, yanında cd ile gelebilir o zaman değişik olur, ücretsiz netten okunur, ama para ile yanında mesela türk prodüktörlerin olduğu bir cd ile ya da türk bir dj in seti ile gelir.

 

MAJI - Son olarak MAJI aracılığıyla Goa Trance severlere ne söylemek istersin ?

 

En yüksekte bile ev adresinizi hatırlayabilecek konumda olun, yanınızda güvendiğiniz sevdiğiniz insanlar olsun, kendinize dikkat edin. Bu müziğin ötesinde birşey ama bu da yalnız bir araç. Hepiniz mutlu olun, tüm canlılar mutlu olsun.

 

**Bize vakit ayırdığın için teşekkürler :)

Sessiz  Ses

 

Zihninin uzayında bir şey seç. Dışında hiçbir şey kalmayana dek.. ve bunu öyle mükemmelleştir ki yeniden ve olduğun gibi varol kendi zihninde..

şimdi dinleSessiz Ses-i

Tepkisiz kal öylece, düşünceler üreten yanılsamalar uyandıran, duyuların efendisi.!Bu ilk değil ki, defalarca aldanış…

Sessiz ses, titreşiyor...

Gecenin en kuytusunda, sessiz bir dağ, sessiz bir ateş ve sessiz bi şaman dans ediyor.

Sessiz ses, titreşiyor...

Soğun hükümranlığında, yükseklerden, yükselen titreşimlerden sessiz bir titreşim geliyor...