MAJI 18 – Şubat 2011

 

Cenin von Catlien a.k.a. Burcu Çorbacı

interview & Translations: Melek Ayçenk

İsminizin Cenin olmasının nedeni nedir?

 

Kendimi bir cenin gibi hissediyor olmamdan dolayı sanırım. Bir de ceninler uzay okyanusundaki kara ve sıvı maddenin içinde yaşarlar dünyaya atılmadan önce. Dünyaya atıldıktan sonra rahim, zihin ve mezarda aynı anda yaşarlar. Yaşamak ve hareket halinde olmaktansa fiziksel anlamda, olduğum yerden bakıyor, insanlarla ilişkilerimi en aza indirgiyorum. Yapım bu.

 

Hem bloglarınızda siyasi görüşünüzü belirten yazılardan hem de bazı çalışmalarınızdan kapitalist düzene karşı olduğunuzu anlayabiliyoruz... Mevcut dünya düzeninde sizi en çok düşündüren durum nedir?

 

Her şeyin daha da kötüye gideceğinin kesin olması. Bir felaketi yaşıyoruz aslında ve her an bir felaket yaşayabiliriz. Bu konu o kadar geniş ki, birkaç cümlede ifade etmeye çalışacağım ama yetersiz olacak. Kapitalist düzene karşı olmamak gibi birşey olabilir mi bilmiyorum, bu kadar çirkinlik, adaletsizlik, sefalet, delilik yaşanırken. Bu hayatın içinde varolmakta çok zorlanıyorum. Kendimi bildim bileli böyle hissettim. Bu düzenin şekillendirdiği ve dayattığı yaşayış, ilişki, üretim ve tüketim biçimleri çoğunlukla midemi bulandırıyor.

 

Çalışmalarınızda başta ölüm ve korkutucu bir mistizmle kucaklanan bir gerçeklik gibi temaları, genel olarak ‘karanlık’ olarak değerlendirilen konuları ele alıyorsunuz. ‘Cenin’ neden karanlık tarafta, ölümle ve ölüm sonrasıyla böylesine iç içe yaşıyor?

 

Kendimi güvenli hissettiğim, sevdiğim yer orası. Bildiğim, ama her zaman, yeniden ve merakla keşfettiğim... Yaşayan bir ölü gibi hissediyorum ve gördüğüm vizyonları yansıtıyorum. Bunları yansıttıkça tedavi oluyorum, bir miktar iyi hissediyorum, 2-3 gün sonra tekrar huzursuz hissediyorum sonra yeniden yapıyorum. Eski yaptığım şeyler gözüme batıyor bir de, rahatsız oluyorum.

 

Karakterlere baktığımızda iskeletler, dikiş motifleriyle süslenmiş hayvanlar ve çarpık insan formları gibi unsurlar dikkatimizi çekiyor. İnsan dışı varlıklar ve birçoğu popüler güzellik/estetik kavramını zorlayacak karakterler ortaya çıkıyor. Bunu belirginleştiren mottonuzu (Zombies, aliens, robots, mutants, androids, creatures, weirdoes, freaks, monsters, animals and proletarians of all countries, unite!) ele alacak olursak, bunlar da kim?

 

Onlar arkadaşlar, yakınlık kurabildiğim, özdeşleşebildiğim şeyler. Hepsi haksızlığa uğramış, taciz edilen, köleleştirilen, aşağılanan ve dışlanan varlıklar. Hepimiz birleşip dünyayı ele geçirsek iyi olur.

 

Böylesine ürkütücü bir gerçekliğin, bir o kadar da renkli ve canlı resmedildiğini düşünüyorum. Neden?

 

Bana ürkütücü gelmekten çok zavallı ve sevimli geliyorlar. Renkleri seviyorum, her şey rengârenk olsun istiyorum. Bazen varolan renkler bile yetmiyor.

 

Geleneksel medyanın yanı sıra dijital yöntemlere yönelmeyi veya farklı formlarda çalışmalar üretmeyi de düşünüyor musunuz?

 

Belki, bilmiyorum ki... Zaten başka bir yöntemi de denemedim. Hiçbir şeyi atamam ben, cinayet gibi gelir. Üretilmiş şeyleri hep ikinci, üçüncü kez değerlendirmek-dönüştürmek isterim, tamir ederim filan. Belki buluntu malzemelerle birşeyler yaparım.

 

İllüstrasyonlarınızda yansıtılan fantastik, metafiziksel ve sürrealist konular, ayrıntılandırma ve tekrar eden motifler, horror vacui stiline yakınlığınız teknik açıdan da psychedelic sanat kapsamında değerlendirilebilir herhalde. Kendinizi psychedelic sanatın neresinde görüyorsunuz?

 

 Her yerinde görüyorum.

 

Şuanki yaşam deneyiminiz sizin için ne ifade ediyor?

 

Seçme hakkınız olsa, ne olarak doğmak isterdiniz? Kendimi ve dünyayı anlayıp öğrenmeye çalışıyorum. Seçme hakkım olsaydı evreni iyileştiren ve kötüleri yok eden bir güç olarak doğmak isterdim. Evet, neyin iyi neyin kötü olduğu üç aşağı beş yukarı bellidir ve evet buna ben karar vereceğim.

 

Çalışmalarınızdan da anlaşılacağı üzere hayvanlara -özellikle de kedilere- olan büyük sevginizin kaynağı nedir?

 

Saflıkları, yumuşaklıkları, güzellikleri, sevimlilikleri, daha çok sayabilirim. Hayvanlar mükemmel, insanlar için sayabileceğim pek çok kötü şey var ama. İnsanların bir kısmının böyle acayip ve kötü niyetli olmalarının nedenlerini gayet iyi biliyorum ama onların yaptıklarını affedemiyorum bir türlü.

 

Size esin kaynağı olan veya çalışırken dinlemeyi tercih ettiğiniz müzikler neler?

 

En çok post punk, goth, new wave, indie..

 

Çalışmalarınıza nasıl tepkiler geliyor?

 

Türkiye'de ve Yurtdışında...Sanırım Türkiye dışından insanlar daha çok ilgi duyuyor. İnternette resimlerin altına yazılan yorumlar çok güzel. Mutlu oluyorum okuyunca. Beğenilerin dışında, resimleri okuyup anlamlandıranlar, yorumlayanlar olunca daha da güzel oluyor. Böylece kendimi daha da iyi anlamış oluyorum.

 

Şimdiye dek katıldığınız ve sizi tatmin eden projelerden bahsedebilir misiniz? Ve bundan sonrası için tasarladığınız bir proje var mı?

 

Abnormals Gallery’nin düzenlediği, Almanya ve şu anda da Polonya’da devam eden “I am Abnormal” sergisi var. Bahia-Brezilya’daki Senhor do Bonfim şehrinde açılacak olan Çağdaş Sanat Müzesi’nin süreli koleksiyonu için benden bir çalışma istediler. Bu da beni çok mutlu etmiştir. Ayrıca Polonya-Almanya kökenli Negoist New Art Publishing’in yayımladığı ve dünyadan 100 sürreal sanatçının çalışmalarının bulunduğu Imagine The Imagination. New Visions of Surrealism kitabında yer aldım.

 

Son olarak paylaşmak istediğiniz herhangi bir şey?

 

Hepimiz doğduğumuz anda ölüyoruz zaten ve dünya yok olacak. O yüzden yaptığımız her şey anlamsız aslında. Vaktimizi dolduruyoruz.

 

• Çok teşekkürler!Ben de teşekkür ederim ilginize.

 

http://selfregion.deviantart.com

“Özgürlüğe doğru bir milim olsun ilerleyebilmek istiyorsak, dünya vizyonumuzu ters yüz etmemiz gerekir. Bu muazzam bir çaba  alacaktır. Buna rağmen, daha büyük  bir mutluluk yoktur. Benliğinin sonsuzluğunda fethedeceğin bu bir milim, olaylar dünyasındaki okyanusları yutabilir.

 

dreamer