MAJI 19 – Ağustos 2011

 

Anıme - Japon Sinemasının İkinci Altın Çağı

Manga & AnimeMurat Aydın (daraske.com)

En büyük Japon yönetmenlerden üçü olan Ozu Yasujiro , Mizoguchi Kenjhi ve Kurosawa Akira ' nın aramızdan ayrılması ile birlikte Japon sinemasının ortadan kalktığı izlenimini edinebilirsiniz. Fakat Kurosawa'nın 1998 ' deki ölümünden bu yana , Kitano Takeshi ve Aoyama Shinji gibi yetenekli bir takım Japon yönetmenler adını duyurdu..Ancak hiçbirinin eserleri , Japon sinemasının 1950 lerdeki altın çağında , öncülerinin Amerikan ve Avrupa sanat sinemalarını doldurduğu kadar dolduramadı.İşin aslı Japon sineması uluslararası çapta tarihi boyunca şimdiki kadar popüler olamamıştı.Ancak bu popülarite geleneksel filmler yüzünden değil '' ANIME '' adı verilen animasyon filmleri ve televizyon dizileri sayesinde olmuştu.O Dönemde Japon film üretiminin %60 a yakınını anime filmleri oluşturuyordu.

 

Anime , Amerika ' da yirmi yıla yakın bir süre arka planda kalmış bir olgu olmaktan gitgide uzaklaşarak su yüzüne çıkmaya başladı.1999 yılında Miyazaki Hayao ' nun ''Princess Mononoke '' si , Gillian Anderson , Claire Danes gibi ünlü oyuncuların seslendirmeleri ile piyasaya çıktı.1998 Yapımı Otomo Katsuhiro filmi '' AKIRA '' dijital olarak yenilenerek 2001 yılında sinemalarda vizyona girdi.Halen dvd olarak edinilebilir.2003 yılında Columbia Pictures '' FINAL FANTASY '' oyun serisinin dijital animasyonu olan '' THE SPIRITS WITHIN'' filmini piyasaya sürdü.Ayrıca 1949 yılına ait Tezuka Osamu çizgi romanından uyarlanan bilgisyaar canlandırması ve geleneksel el çizimlerinin şiirsel bir birleşimi olan '' METROPOLIS'' gösterime girdi.

 

Anime , kendi içinde bir tür olmaktan öte geniş bir konu yelpazesi içerisinde algılanabilecek bir tarz aslında.Japon Çizgi filmleri saşırtıcı derecede şiddet yüklü grafik pornografik eserlerden Disney ' in çocuksu maceralarına kadar sayılamayacak kadar çok tür içeriyor.Yine de bu formda bir takım tutarlılıklar bulunduğu söylenebilir.Her ne kadar sanatçıdan sanatçıya değişiklik gösterse de ; en dikkat çekeni karakterlerin görünüşleri genelde heykelsi vücutlar genişçe kalp şekilli yüzler ve aynı zamanda yumuşak gözler içeriyor.Mavi , kırmızı ve sarının değişik tonlarındaki saçlara sahip bu karakterler batılılar tarafından çoğunlukla '' Japon olmadıkları '' konusunda eleştiriliyorlar. Elbette bu tasarım özelliklerinin sebeplerinin çoğu kültürel ve basit bir sinema eleştirisinin kapsamı dışında kalmak zorunda.Bu tarzın tarihsel olarak Japon animasyonunun öncüsü olarak bilinen Tezuka ' nın Walt Disney hayranlığı ile başlamıştır.

 

Batıdaki animasyon yapımcıları varolan hayatı olduğu gibi kopyalamaya çalışırken ; Japon animasyon yapımcıları renklerin özenli kullanımı , anlık ifadeleri yakalama gibi bazı duyguları uyandırmaya çalışıyor. Anime kendi inatçı yapısı içinde kalarak Hollywood sinemasının aksine geleneksel sinemanın koşulları içinde koşmuyor.Anime' nin başarısı aslında Pokemon ve Sailor Moon gibi anlık tüketilen çocuk dizilerinden , son yirli yılda üretilmiş olan sinema klasikleri ile başabaş gidebilecek nitelikte özel örneklere kadar geniş bir yelpazede yer alıyor olmasındandır.

“Özgürlüğe doğru bir milim olsun ilerleyebilmek istiyorsak, dünya vizyonumuzu ters yüz etmemiz gerekir. Bu muazzam bir çaba  alacaktır. Buna rağmen, daha büyük  bir mutluluk yoktur. Benliğinin sonsuzluğunda fethedeceğin bu bir milim, olaylar dünyasındaki okyanusları yutabilir.

 

dreamer